Monday, June 06, 2005

 

Fehmi Topatar

"Fehmi Koru" Add to Address Book Add Mobile Alert
To:
"UMIT SEN"
Date:
Mon, 6 Jun 2005 17:46:39 +0300
Subject:
Re: Fehmi Topatar

Umit,
Senden yeniden haber almak hos; demek tekrar hareketlendiniz. Beni uyardigin icin tesekkur ederim canim

----- Original Message -----
From: UMIT SEN
To: fkoru@yenisafak.com
Sent: Monday, June 06, 2005 7:16 AM
Subject: [Norton AntiSpam] Fehmi Topatar
Fetullahci Fehmi Koru Hocaefendi

Bir futbola el atmadigin kalmisti..

"Hakan Þükür oynasaydý farklý olurdu" demek için futbolu bilmek veya Galatasaraylý olmak gerekmiyor. Hakan'lý bir takýmla sahaya çýksaydýk, Ýnönü Stadý'ndan gâlip ayrýlacaðýmýza kalýbýmý basarým... "

lafiyla onunda icine etmeyi becerdin.

Sen hafizanla ovunen "sporcu" bir gencsin Fehmi. Bilmen gerekirdi.. Dunya Kupasi'nda Hakan Sukur'un en son mac Kore macina kadar hepimizin sacini basini yoldurup nasil kendisinden nefret ettirdigini..

O zaman daha gencti, o golleri kacirmasaydi belki Dunya Sampiyonuda olabilirdik..

Ne cabuk unuttun ben Fetullahciyim deyip Milli takimi ikiye bolup tarikatci gruplasmalar yaparak herkesi zorla camiye goturme ayaklarini Hakan'in..

Kendisimi ortaya atilip Fetullahi severim dedi yoksa birileri camur attida gozemi batiyor..

Ben camiye oldugu gibi futbolada siyaseti, tarikati soktugu icin istedigi kadar Milli Takim'da basarilara imza atsin Hakan Sukur'u hic af etmiyorum. Akilli bir spor adami bunlari yapmaz.

Ama senin gibi tarikat mensuplari arkasinda oldugu surece fatura hep Ersun Yanal'a cikar..

Kalibini basarmis o maci kazanirmisiz. Peki Brezilya maclarina nicin kalibini basmiyorsun, Hakan o maclarida alsaydi ya..

Daha fazla komik olmadan bilmedigin konularda yazi yazma oldumu kahvehane spor yazari Fehmi Topatar..


Umit Sen





AYDINLIK TÜRKÝYE'NÝN HABERCÝSÝ




Bugünkü Yeni Þafak
Y A Z A R L A R


Ana Sayfa
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Kültür
Spor
Yazarlar
Televizyon
Saðlýk
Arþiv

Biliþim
Dizi
Çocuk

Kronik Medya
Düþünce Günlüðü
657'liler Ailesi
Yemek
Çalýþanýn Sesi
Politik Fis-Kos
Saðlýklý Yemekler

Futbol ve siyaset üzerine
Milli takým teknik direktörü Ersun Yanal istifa edecek mi acaba? Sebebi biliyoruz: Tek gollü bir gâlibiyetin yettiði kendi sahamýzdaki Yunanistan maçýndan golsüz beraberlikle çýktýk... 1-0'lýk bir üstünlük millî takýma Berlin yolunu açacak, Ersun Yanal'ýn adý da Türk Spor Tarihi'ne altýn harflerle yazýlacaktý. Olmadý, olamadý.
Maçý izleyenler aksayanýn ne olduðunu hemen fark etmiþtir: Güçlü bir gölcü eksikliði... "Hakan Þükür oynasaydý farklý olurdu" demek için futbolu bilmek veya Galatasaylý olmak gerekmiyor. Hakan'lý bir takýmla sahaya çýksaydýk, Ýnönü Stadý'ndan gâlip ayrýlacaðýmýza kalýbýmý basarým...
Galatasaylý bir dostum, "Ben bu akþam Yunanistan'ý tutuyorum" dediðinde, bazýlarýmýz kaþ çattý, lâf atan da oldu; ancak dostumun ne demek istediðini hepimiz anladýk. Ersun Yanal'ýn Hakan Þükür fobisi var ve bunu kendi meslekî kariyeri pahasýna sahaya taþýyor.
Kendisini tanýmam, bu sebeple bir futbolcuyu 'tarikatçý' diye hak ettiði bir konumdan uzak tutacak kadar 'baðnaz' mýdýr gerçekten, bilmiyorum. Ersun Yanal gözüme öyle 'fanatik' bir kiþi gibi de görünmüyor. Bu konu ne zaman açýlsa, ben, "Muhtemelen sözünden çýkamayacaðý birinin telkinidir" görüþümü beyandan geri durmuyorum. Þenol Güneþ'e benzer bir telkinde bulunamayacak biri veya birileri, Ersun Yanal'ýn sadece bu þartla millî takýmýn baþýna gelmesini saðlamýþlarsa hiç þaþýrmam...
Hakan onlarýn gözünde 'kötü bir örnek' çünkü...
Hepimizin maðlubiyetin ve Berlin'i kaçýrma ihtimalinin acýsýný duyduðumuz bir günde bu konuyu ele almamýn sebebi son zamanlarda iyice depreþen futbol tutkum deðil tabii ki... 'Hakan Þükür' ve 'Ersun Yanal' Türkiye'yi daha iyi anlamak için birer simge figür aslýnda: Bir tek golcü maçýn seyrini müthiþ etkileyebilir, 0-0 biten maçýn skorunu yukarýya itebilirdi... Bu maçý kazanan Türkiye, dünya kupasý için Berlin'e gitme iddiasýný daha güçlü biçimde sürdürürdü... Ersun Yanal'ýn kendisi de istediði sürece millî takýmýn baþýnda kalabilirdi böylece... Ama görüyorsunuz, bunun tam tersi oldu: Hakan oynatýlmadý, Türk millî takýmý yenildi ve Berlin fýrsatý heba edildi, Ersun Yanal da henüz gitmediyse bile mutlaka yolcu...
Spor insanlarý daha centilmen yapar; 'müsabaka' sýrasýnda yaþanan hýrçýnlýk sahada kalýr ve sonrasýnda bütün sporcular birbirinin dostu, kardeþidir. Bu sebeple bir spor adamýna en az yakýþan özelliktir 'baðnazlýk'... 'Baðnaz' sýfatýný kullanmadan Ersun Yanal'ýn tutumunu açýklamakta ise müthiþ zorlanýyorum... Bir spor adamý, sadece takýmýna ve ülkesine deðil kendisine de zararý dokunacak kadar dik kafalý nasýl olabiliyor?
Acaba benzer tutumlar baþka alanlarda da yaþanýyor mu ülkemizde? Türlü sebeplerle önü kesildiði için baþarýsýyla Nobel ödülü alabilecek çapta bilimadamlarý üniversite dýþý kalýyor mudur, sözgelimi? Sýrf sahibinin eðilimleri sebebiyle dünyaya kafa tutabilecekken güç duruma düþmüþ/düþürülmüþ firmalar var mýdýr? Eksikliðin kolayca hissedildiði, hatta "Bu adamdan yararlan" diye þartlarýn baðýrdýðý ortamlar oluyor mudur, sýrf o adamýn/kadýnýn düþünceleri yüzünden hak ettiði yere yaklaþtýrýlmadýðý ortamlar?
Aslýna bakýlýrsa konunun bireyseli epey aþan yönleri de var.
Bazý geliþmelere baktýðýmda zihnime binlerce soru iþareti üþüþebiliyor. Sýrf iktidardaki parti baþarýlý olamasýn diye çýkartýlan sorunlar yüzünden ülkemizin neler kaybettiðini biliyor muyuz? Ayný soru þöyle de sorulabilir: Þimdilerde herkes Avrupa Birliði yanlýsý görünüyor; ama acaba o AB yanlýlarý arasýndan bazýlarý, üyeliðin ülke ve insanlarý açýsýndan yararlý olacaðýný bile bile, süreci olumsuz etkileme fýrsatý ellerine geçince nasýl davranýyorlardýr?
"Öyle þey olmaz" demeyin lütfen...
Önceki akþam, Avni Özgürel ile Ayþenur Arslan'ýn TRT-1'deki 'Ne yapmalý?' programýnda özü ile sözü bir olmayanlarýn AB sürecinde oynadýklarý uðursuz role iþaret ettim. "Türkiye'de AB yanlýsý olmasý gerekenler bu yoldaki yürüyüþü engelleme çabasýndalar" dediðimde itirazla karþýlaþtým. O itiraza cevap yetiþtirmeme fýrsat kalmadan, hemen bütün katýlýmcýlar, kuþkucu soruya karþý benim yanýmda yer aldýlar... Eleþtirdiðim durumu artýk herkes görüyor çünkü...
Eskiden "Sen de ayný gemidesin" dendiðinde akan sular dururdu. Öyle ya, insan, battýðýnda öleceðini bile bile içinde bulunduðu gemiyi batýrýr mý? Ancak artýk iþler öyle yürümüyor. Bir takým insanlar, sonunda büyük zararlar görüleceðini, kendi durumlarýnýn da olumsuz biçimde etkileneceðini bile bile ters davranabiliyorlar. "Hakan Þükür kimliði belli bir sporcu, onu oynatýrsam takým baþarýlý olur, ama Hakan'ýn kimliði de meþrulaþýr, en iyisi baþarýsýzlýðý göze alýp bildiðimdem þaþmayayým..." Böyle düþünebilenler ve davranabilenler çýkabiliyor...
Çok basit bir gözlemimi sizlerle paylaþabilirim: "Bugün Türkiye'de rahatsýzlýk veren yanlýþ uygulamalar bir anda ortadan kalksa, herkes insanca yaþama hakkýna kavuþsa, ülkemiz daha müreffeh hale gelirdi" diye düþünüyorum ben. Hepimiz daha varlýklý ve mutlu olurduk. O yanlýþ uygulamayý yapan ve insanlarýn önüne engeller çýkartanlar da daha mutlu ve daha varlýklý olurlardý. Kendileri de bunu bildikleri halde bir türlü farklýlaþmayý düþünmüyorlar...
Ersun Yanal istifa etti mi?

This page is powered by Blogger. Isn't yours?