Wednesday, December 22, 2004

 

Durustluk Abidesi Fehmi Koru (!)

Wed, 22 Dec 2004 23:06:43 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Durustluk Abidesi Fehmi Koru
To:
fkoru@yenisafak.com

Arsiv faresi Fetullahci Fehmi Koru son yazisinda yobazlarin Menemen'de Kubilay'inkafasini kesip sehit etmelerini lanetleyecek yerde bu vahseti her yil kosesinde yazan tek yazar olan Emin Colasan'i her yil ayni yaziyi yazdigi icin "etik" ve "durustluk" acisindan dalga gecerek akli sira bir tasla iki kus vuruyor. Bu vahseti hafife aldigi gibi yobazlara gaz veriyor.

Arsiv dedinde aklima geldi Fehmicigim. Once aynada kendine bakman icin sicilindeki Izmir 2. Asliye Ceza Hukuk Mahkemesi'nin Esas No: 1989/774, Karar No: 1990/882 tutanagini aciklayacagim bugun.

Cumhuriyet Gazetesi'nde 29 Haziran 1999 tarihinde yayinlanan bu yazinin aslini arsivine girip bulabilirsin canim.
http://64.233.161.104/search?q=cache:elU5zKW9OKkJ:www.geocities.com/fettosh/fetohaberleri.htm+Feti,+Koru,+Izmir&hl=en

Bunuda banyoda Emin Colasan'in yazilarinin yanina koy, bir durustluk abidesi olarak sabahlari aynada kel kafana bakarken siritarak Kubilay'in kafasinin nasil kesildigini hatirlayip rahatla..

Bu millette nasil uckagitci ve yobaz biri oldugunu mahkeme kayitlari ve arsivden ogrenip gorsun .

Umit Sen

Not: Davaci Mehmet Sen'le soyadi benzerligi disinda hic bir yakinligim yoktur.


Yer: Izmir 2. Asliye Ceza Hukuk Mahkemesi
Davaci Mehmet Sen, davali Fehmi Koru, davali vekili ise Feti Un...

Avukat Feti, ayni zamanda, Fethullah Gulen 'in, Milli Egitim Bakanligi Yurtdisi Ogretim Genel Muduru Aysal Atac ile kacak kurban derisi toplayanlarin avukatidir. Feti ayni zamanda Samanyolu televizyonunda ''Kurban Derisi'' konulu acikoturumu
yoneten kisidir.

Fehmi Koru, yazilarinda Mehmet Sen'e hakaret ettigi icin para cezasi odemistir.

Dava konusu yazisinin adi ise ''Kim bu Adam'' dir. O adam Mehmet Sen'dir. Fehmi'nin kayinpederi Suleyman Karagulle 'nin Akevler Yapi Kooperatifi'nin hem ortagi hem de eski mali musaviridir.

Fehmi, Mehmet Sen'i cok iyi tanir. Bu tanisiklik 17 yili asar. O yillar Fehmi, pembe yanakli bir imam-hatip ogrencisidir. Fehmi daha sonra Suleyman Karagulle'nin kizi Nebahat Hanim ile evlenir. Artik Fehmi, Akyay Kaynak Yayinlari'nin yoneticisidir.

Mahkeme tutanaklarina baktigimizda Mehmet Sen; Fehmi, Nebahat ve Suleyman'i soyle suclamaktadir:

''Fehmi'nin yonettigi yayinevinin hesaplarini inceledim. Kendisiyle anlasmazligim siyasi ve dinidir.O nedenle Fehmi'yi, Nebahat'i ve kayinpederi Suleyman Karagulle'yi DGM Savciligi'na sikayet ettim. Cunku laik Turkiye Cumhuriyeti'ne karsi eylem
icindeydiler. Bundan sonra anlasmazligimiz su yuzune cikti.''

Mahkeme sirasinda Fehmi ve avukati Feti, olmayacak isler yaptilar. Fehmi'nin ayda 500 bin lira brut ucreti oldugunu iddia ettiler.

Sonuc: Fehmi 5 milyon para cezasi odemeye mahkum oldu.

Avukat Feti, temyize basvurdu...

Yargitay 4. Hukuk Dairesi 993/843 esas ve 8215 no'lu kararla su sonuca vardi: ''Taraflar arasinda yayin yoluyla kisilik haklarina saldirida bulunulmaktan dogan tazminat davasi uzerine yapilan yargilama sonunda, ilamda yazili nedenlerden dolayi 5 milyon lira manevi tazminatin, davalilardan mustereken ve muteselsilen alinarak davaciya odenmesine, fazla istemin reddine iliskin hukmun suresi icinde davali Fehmi Koru avukati tarafindan temyiz edilmesi uzerine tetkik hakimi tarafindan duzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, geregi konusuldu:

Dosyadaki yazilara ve mahkemece uyulan bozma geregince karar verilmis olmasina gore yerinde gorulmeyen butun temyiz itirazlarinin reddiyle usul ve yasaya uygun olan hukmun onanmasina 24.6.1993 gununde oybirligiyle karar verildi.''

Iste sizlere bir baska mahkeme karari. Fehmi'nin kayinpederi Suleyman Karagulle'nin Ozdemir Celik Dokum Sanayi ve Ticaret AS uzerine oynadigi oyunun sonucu:

''Sonuc: Yukarida aciklanan nedenlerle hukmun, temyiz eden davaci yararina bozulmasina...''

Davaci Ali Riza Ozdemir, avukati Baykut Aktan...

Ali Riza Ozdemir, fabrikayi Suleyman Karagulle'ye kaptirmis. Bunun uzerine mahkemeye basvurmus. Son karari da Yargitay Hukuk Dairesi vermis.

Ali Riza Ozdemir bakin ne diyor:

''Allah dediler, Musluman sozudur dediler, inandik. Borclarimizin odenmesi karsiliginda hisse senetlerini teslim ettik. Simdi odenmeyen borclarimiz yuzunden haciz ustune haciz yerken fabrikayi kaptirdik...''

Simdi soruyoruz Fethullah Hoca'ya:

''Muslumanlar uckagitcilik, dalavere yapar mi hoca!''

Her turlu dalavereyi gecerli sayiyor Fehmi'nin kayinpederi Suleyman Efendi...

Suleyman Karagulle simdilerde Kazakistan'da yasiyor. Akevler Kooperatifi, Israil modeli oldugu icin de Fehmi (basinda Bahri diye taninir) ara sira Israil'e gidip geliyor.

Biz bu olaylari bir yildir yaziyoruz. Ne Fehmi ne de Suleyman Karagulle yanit veriyor...

Simdi bu koseden Fehmi'ye cagrida bulunuyorum:

''Gel seninle bu konulari (Samanyolu dahil) istedigin televizyonda canli yayinda tartisalim.

Akyazili Vakfi'nin sahte saglik raporuyla nasil Maltepe Askeri Lisesi'ne ogrenci soktugunu kamuoyuna anlatayim.

Sadece ikimiz cikalim kamuoyunun karsisina. Akevler'den baslayip kurban derisi vurgunu dahil her seyi acik secik tartisalim.

Polis kolejlerinde Fethullah'in nasil orgutlendigini kanitlayalim.

Akevler Kooperatifi'nde dondurulen dolaplari siralayalim.

500 bin lira brut ucretli 8679406 sigorta no'lu Fehmi, tartismayi yonetecek kisiyi saptamakta ozgursun. Istersen Feti'yi de getir. Eger yuregin varsa cik karsima!...''

Cumhuriyet, 12.06.1999

http://64.233.161.104/search?q=cache:elU5zKW9OKkJ:www.geocities.com/fettosh/fetohaberleri.htm+Feti,+Koru,+Izmir&hl=en




Çölaşan bugün 'Kubilay' yazacak

Önce iddiamı okuyun: Hürriyet yazarı Emin Çölaşan'ın bu Kulis'i okuduğunuz bugün Hürriyet'te çıkacak yazısının başlığı büyük ihtimalle 'Kubilay olayını unutmayalım' olacak...
Dün gözüm yolda kulağım radyoda gıdım gıdım ilerlerken, birdenbire, bir devlet kurumunun Menemen'deki 'Kubilay Olayı' ile ilgili açıklamasını işittim. Tuhaf; açıklamada yer alan cümleler kulağıma olağanüstü tanıdık geldi. Arşivime girince daha da tuhaf bir durumla karşılaştım: Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan, her yıl bugünlerde, hep aynı yazıyla çıkmış okurlarının önüne...
Çetin Altan Milliyet'te her pazartesi günü eski yazılarından birini sunar okurlarına, altına yazdığı notta bu durumu belirterek... Bir yazarın sonuçta kendisi tarafından yazılmış bile olsa eski bir yazısını sanki yeniymiş gibi yayımlaması pek alışıldık bir durum değildir. Başka ülkelerde basın etiğiyle uyuşmadığı için yapanın başına ciddi sıkıntılar açtığı da olur böyle bir olayın...
Bizde ise Emin Çölaşan bunu sıkça yapıyor. Her yıl bugün, benzer başlıklarla ve neredeyse sözcüğü sözcüğüne aynı yazılarla okur önüne çıkıyor. Bu yıl âdetini bozup bozmadığını bugün öğrenmiş olacağız...
Arşivi 2000 yılına kadar taradım. 2000 yılı Kubilay Olayı'nın 70. yıldönümü olduğu için yazısına "70 yıl öncesini unutmayın" başlığını uygun görmüş Çölaşan; 2001 yılında 'Menemen olayını unutmayın', 2002 yılında 'Kubilay olayını unutmayın', 2003 yılında 'Menemen olayını unutmayın' olmuş geleneksel yazısının başlığı. Bu yıl, yani 2004 de 'çift sayı' olduğuna göre, bu yılki yazı başlığının 'Kubilay olayını unutmayın' olacağını sanıyorum... Tabii şaşırıp 'Menemen olayını unutmayın' da koyabilir yazı başlığı...
Giriş cümleleri dört yıl üstüste sütununda yayımlanan yazıların hepsinde aynı, hiç değişmiyor: "ADI Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. / Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir'in Menemen İlçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında." Yazılar hep bu cümlelerle başlıyor...
Yazının bundan sonrasında, yine sözcüğü sözcüğüne aynı ifadelerle, olayın nasıl cereyan ettiği anlatılıyor. Yazıya kaynaklık eden bilgilerin nereden alındığını bilmiyoruz, ama önemli olan Hürriyet yazarının anlattıklarına samimi olarak inanması. İnanmıyor olsa, her yıl, hiç değişiklik yapmadan aynı bilgileri aktarırır mıydı?
Bir yıl (2000) 22 Aralık günü yayımlanmış Kubilay yazısı, bir yıl da 24 Aralık'ta (2002), diğer iki yıl ise (2001 ve 2003) 23 Aralık tarihli sütun o yazıya ayrılmış... Riskli olduğunu biliyorum, ama yine de iddialıyım: Emin Çölaşan'nın 'Kubilay' başlıklı bu yılki yazısı, eğer tahminim beni yanıltmıyorsa, Hürriyet'te bugün yer alacak...
Her yıl rutin olarak yayımladığı yazı aynı paragraflarla devam edip tamamen aynı cümlelerle sona eriyor. Hiç değilse yazının son cümlelerini aktarayım da, bugün yine kolayına sapıp eski alışkanlığını sürdürmüşse, eski yazılarının son bölümleri ile bugün çıkmasını beklediğim 'Kubilay' yazısının son cümlelerini karşılaştırma fırsatı bulun:
"Atatürk Menemen olayına çok kızdı. Söylentiye göre, Menemen'in haritadan silinmesini emretti. Daha 10 yıl önce Yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı. / Olayın ardından Menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve yedeksubay Kubilay adına anıt dikildi. Üzerinde şöyle yazar: / 'İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.' / Bugün Menemen irtica olayının 72. yıldönümü idi. Yılanın başı aradan geçen bunca yıla karşın ezilmedi. Yılan pusuda bekliyor, bazen de ülkeyi yönetiyor!"
Tahmin edeceğiniz gibi iddialı bir iş benim bugün burada yaptığım, ama olsun: Bir basın yanlışlığını sona erdirmek için bu kadar riski göze alabilirim. Bu yıl için 23 Aralık (bugün) değil de 24 Aralık gününü (yarın) tercih ettiyse, bir bakarsınız, bu Kulis'i okuyunca her yıl aynı yazıyı tekrarlama kötü alışkanlığından vazgeçer Emin Çölaşan...
Hergün yazı yazmanın bıktırıcı bir etkisi vardır; özellikle sık sık benzer yazılar yazmak zorunda kalanlar için... Menemen Olayı'na verdiği değer her yıl o konuya bir yazı ayırmasına sebep oluyor Emin Çölaşan'ın, ne yapsın, o da her yıl aynı yazıyı fırına veriveriyor işte...
Yukarıda, bir yazarın kendi eski yazılarını yeniymiş gibi çaktırmadan piyasaya sürmesinin başka ülkelerde başa dert açtığını kaydetmiştim. Bildiğim bir örneği sizlerle paylaşayım: ABD'de Miami Herald gazetesi, tam da bunu yaptığı için, sanat ve kültür alanında uzmanlaşmış yazarı Octavia Roca'yı kovdu. Geçmişte kendi yazdıklarını yeni yazılarına aynen aktardığı için...
Miami'deki olay bu yılın temmuz ayında yaşandı. Roca, savunmasında kendini, "Değişik topluluklar önünde aynı konuşmayı yapan bir profesöre" benzettiği halde, Miami Herald'in yayın yönetmeni Tom Fiedler, "Kendinden aşırmak (self-plagiarism) hep aynı çalışmayı değişik hocalara ödev olarak sunmaktan farksız" olduğu görüşüyle kovma kararı verdiklerini açıkladı.
Benim merakım şu: Hürriyet yayın yönetmeni her yıl böyle bir olayın gazetesinde tekrarlandığından mı habersiz, yoksa bunu önemsiz mi sayıyor?

This page is powered by Blogger. Isn't yours?