Saturday, July 03, 2004

 

Plagarism

Sat, 3 Jul 2004 18:10:29 -0700 (PDT)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Plagarism
To:
fkoru@yenisafak.com

Sayin Koru:

“Saddam’in dosyasi” baslikli yaziniz cok guzel olmus. Ancak hatirlayabildigim kadari ile Sayin Umur Talu bu yazdiklarinizi 16 –18 Aralik 2003 tarihleri arasinda tam uc gun ust uste “Iste Saddam’in ilk sorgusu 1-2-3” basliklari altinda Sabah gazetesindeki kosesinde yayinladi. Bakiniz:

http://www.sabah.com.tr/arsiv/ars,yaz,04,100,100,16.html


Plagarism sizin gibi usta bir yazara hic yakismiyor.

Tembellik etmeyin dersinize iyi calisiniz.

Umit Sen




Fehmi Koru yaziyor
3 Temmuz 2004, Yeni Safak
http://www.yenisafak.com.tr/fkoru.html

Saddam’ın dosyası...
Irak diktatörü Saddam Hüseyin yargılanıyor. İlk gün, kendisini ‘Irak Cumhurbaşkanı’ olarak tanıttı Saddam, “Esas suçlu Bush’tur” dedi. Bu arada kendisine yönelik suçlamaları da dinledi: Halepçe’de kimyasal silâhlarla adam öldürme... 1982’de çok sayıda Iraklı’yı katletme... Rakip siyasî partilerin üyelerini yargısız infaza tâbi tutma... Irak’ın dindar halkından çok sayıda kişiyi öldürme... Enfal’de kanıtsız insanları öldürme... Bu suçlara çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği İran’a ve Kuveyt’e karşı açılan savaşların da ekleneceği anlaşılıyor...
Saddam Hüseyin’in suçları saymakla bitecek gibi değil. Mahkeme, eğer böyle devam ederse, daha önce hiç bilinmeyen cürümlerin de öğrenilmesine imkân sağlayacaktır. Irak’ın bugün içinde bulunduğu şartlarda, kime karşı sorumlu olduğu tam anlaşılamayan, ‘çıkar çatışması’ söz konusu yargıçlar tarafından yapılacak bir yargılama verilecek kararı gölgeleyecek olsa bile...
Acaba, Saddam, suçlandığı konularda hep yanında bulduğu suç ortaklarını açıklayacak mı? İran’a savaş açarken kimlerden teşvik gördüğünü, savaş sırasında ihtiyacı olan kirli silâhların malzemesini nereden aldığını sözgelimi? Kuveyt’e savaşta ‘yeşil ışık’ olarak yorumladığı sözleri kimin ağzından duyduğunu? Elini sıkmak üzere Bağdat’a kadar gelen devlet ve hükümet başkanlarını, bakanları ‘tanık’ olarak gösterecek mi? Mahkeme heyeti, savunmanın sunduğu kanıtlar arasında Saddam’ın Donald Rumsfeld ile tokalaşırken çekilmiş fotoğrafını görünce nasıl tepki verecek acaba?
Şöyle bir sahneyi gözümüzün önünde canlandırabiliriz... Mahkeme başkanı, ağzını “Kimyasal silâhlar” diye açmış olsun. Saddam derhal hareketlenebilir: “Kimyasal silâhlar mı dediniz... Durun bakayım... Evet, öyle bir konu aklımdan bile geçmezken, 1975’te, New York yakınlarındaki Rochester’de faaliyet gösteren Pfaulder şirketi bana bir teklif göndererek ilgimi çekmişti. İlk tesisi de sağolsun Pfaulder kurdu kuzeybatı Irak’taki Akhaşat’ta. Şu dosyadaki faturalara göre, ABD şirketi, tesisi kurarken ihtiyacı olan malzemeleri bir çok Avrupalı firmadan satın almış... Tesis için 50, koruma gereçleri için de 30 milyon dolar ödemişim...”
Saddam şunları da söyleyebilir: “Rejim muhaliflerini, Baas’tan başka partilerin üyeleriyle dindarları ortadan kaldırmamı şimdi dert ettiğiniz anlaşılıyor... Peki, bunu nasıl başarabildim dersiniz? Rejim karşıtlarıyla mücadelemde en baştan itibaren Washington’un yardımını yanımda buldum. 1975 yılında, ABD hükümeti, San Fransisko’daki Karkar şirketinin ülkeme seyyar iletişim sistemi satışını onayladı. O sisteme sahip olmasaydık, Baas militanlarının rejim muhaliflerini tespit edip etkisizleştirmesini asla sağlayamazdık...”
“İran’a açtığım savaşı Bağdat kadar yakından izleyen ikinci başkentin Washington olduğunu bilmiyor musunuz yoksa?” diye sorabilir Saddam Hüseyin. Savaşta İran ordusunun hareketlerini uydularından izleyerek Irak’a ileten ülkenin adını da verebilir: Amerika... Elektronik komuta merkezini İngiliz Plessey Electronics şirketinden aldıklarını anlattıktan sonra, dosyadan bir kıpür çekebilir Saddam: “Bu, 22 Ağustos 2002’de New York Times’ta (NYT) çıkan bir haber. İran Savaşı sırasında savunma istihbaratında çalışan Albay Walter P. Lang DIA ve CIA ajanlarının bizim kazanmamız için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini anlatıyor. Lang, ‘Savaş alanında Irak’ın gaz kullanması bizde derin bir stratejik kaygı uyandırmazdı’ demiş. Bir başka uzman da, NYT’a, ‘Pentagon Irak’ın gaz kullanımından rahatsız değildi; ister kurşunla ister fosjen gazıyla olsun, sonuçta İranlı ölüyordu ya’ diye düşünüldüğünü söylemiş...”
New York’ta avukatlık yapan yargıç susturmazsa Saddam başka ayrıntılar da sunabilir dosyasına danışarak: Şimdi savunma bakanı olan Donald Rumsfeld 1985’te Bağdat’a gidip Saddam’la el sıkışmıştı. O gezinin ardından ABD’nin Irak’a toplu kimyasal madde satışı başladı; o maddelerin ne amaçla kullanıldığını tahmin etmek zor değil... Irak-İran Savaşı’nın son safhasında 65 bin İranlı öldürüldü; çoğu gaz ile... Savaşta kullandığı malzemeyi satın alabilmesi için Saddam’ın ihtiyacı olan maddi kaynağı Banca Nazionale del Lavoro (BNL) adlı İtalyan bankası sağladı. Hem de ABD/Atlanta’daki şubesinden ve Washington’un onayı ile...
Burada bir nefes alabilir Saddam, esas darbeyi indirmek üzere: “Kimyasal silâh yapımında kullandığım malzemeyi almama açtığı krediyle yardımcı olan BNL’nin o dönem yönetiminde bulunmuş iki ismi müsaadenizle sıralayayım: Henry Kissinger... Brent Scowcroft...”
Görmedim, ama kendi arşivimden biliyorum: Saddam’ın kendini savunmak için bir kenara koyduğu belgelerden oluşan dosya bayağı kabarık olmalı..

This page is powered by Blogger. Isn't yours?