Tuesday, May 09, 2006

 

Bilderbergli Fehmi'den Cevap Var


Date: Mon, 8 May 2006 16:46:27 -0700 (PDT)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Re: Bilderbergli Fehmi Koru'dan Cevap var
To:"T.Kivanc"

Bilderbergli Fehmi'den cevap var..


T.Kivanc" wrote:

Sagol Umitcigim,

Tereddudumu gidermede bana cok yardimci oldun.

Insan icine cikabilecek durumda olsaydin belki seni de gotururdum, beraber dusman catlatirdik, ama senin acinasi halini biliyorum.

Aferim oglum, sen bu yolda devam et.
Operim

Bilderbergli Fehmi Abim benim...

Arnavut emserim..

Cikti bizim memleketten uc bej kisi be yav

Urumelili Bilderbergli Cuneyt (ayni zamanda Harvardli)

Pristineli Bilderbergli Fehmi (ayni zamanda Harvardli)

Presovali Nezih-i Tevfik Umit Sen (liseden terk)

Abim benim... sen beni goturmeyeceksinde kimi gotureceksin yaninda be ya..

Bir kac cingenede aliriz bizim maaleden

Calsin sazlar oynasin kizlar gideriz be kizan..

Abi bak bu firsati kacirma..

Birak donek desinler

Tukurdugunu yaladi desinler..

Omurgasiz AYI desinler..

Sen bak kulaginin bir tarafini tika..

Obur tarafi ile beni iyi dinle abi..

Abi senin yazilar baskan Buj ve Diki cok etkiledi abi..

Cok fena koydun onlara abi.

Bukemedikleri boruyu opecek onlar abi..

Ben boyle goruyorum, boyle yorumluyorum bu kafana Bilderberg kusu
konma meselesini abi.

Baktilar Iran tezkeresi yine gecmeyecek..

Seni hemen araklamak istiyolar abi..

Abi sen bu Milliyet'in basina bunge'ci Y. Yilmaz'dan sonra gecen
eski Bilderbergli Sedat'in oyununa sakin gelme abi


Bak cok bariz ve net. O seni kiskaniyo abi..

Abi Amerika ona oynadi ama oda Cuneyt gibi kof cikti abi.

Abi bunlar senin gibi dunyanin gidisatini goremiyo abi..

Sen Arabistan collerinde yere comelerek umreni yaparken

Elle yedigin kebabin tadini yan gelip yatarak kosende anlatirken

Aslinda Bilderberge yatirim yapiyordun abi..

Abi sen Suriye'de hafizlik yaparken, o bolgenin Bilderbergin bir numarali
konusu olacagini daha o gunlerde acar bir hafiye gibi biliyordun be abi..

Abi sen daha Namaz gazetesinin internet alt yapisini CIA araciligi ile kurarken Bilderberg seni kesfetmisti abi..

Ama abi sendede biraz fazla roman, hayal, atma tutma meraki var abi..

Nerden doladin Bilderbergi boruna be abi?

Abi kocabaslari cok korkuttun abi.

Onlar cok iyi biliyorki Basbakan ve Rose seni dinler baska kimseyi dinlemez abi.

Findikci halt yesin abi. Findik OUT Boru in..


Simdi hemen bir plan yapalim. Ben daha onceki ortaya cikmak icin
istedigim sartlardan vaz geciyorum.

Hani TV'de acik oturuma cikmak icin yuklu para, Arabistanda 40 deve falan istemistim ya.. Onlardan vaz geciyorum abi..

Yeterki sen beni Bilderberg'e gotur abi..

Bak Cuneyt artik benimle hic konusmuyor. Yazilarima cevap vermiyor abi.

Catlatalim onlari abi.

Abi ucak biletimi sen mi gonderiyorsun yoksa ben ilk ucakla atlayip geleyim mi abi

Nezih-i Tevfik Umit Sen

http://www.fehmiboru.blogspot.com/




"T.Kivanc" wrote:
Sagol Umitcigim,
Tereddudumu gidermede bana cok yardimci oldun.
Insan icine cikabilecek durumda olsaydin belki seni de gotururdum, beraber dusman catlatirdik, ama senin acinasi halini biliyorum.
Aferim oglum, sen bu yolda devam et.
Operim


----- Original Message -----
From: UMIT SEN
To: http://us.f529.mail.yahoo.com/ym/Compose?To=fkoru@yenisafak.com
Cc: Taha Kivanc
Sent: Monday, May 08, 2006 7:35 AM
Subject: Bilderbergli Fehmi Koru
Fehmicigim,

Simdi n'olacak senin borunun hali?

Vallahi Milliyet cok fena makaraya almis seni..

Boruna patlican tikama vaziyetleri gibi bir durum yada vaziyet yada durum vaziyeti
gibi bir borusal, ulusal ve Bilderbergi krize sokacak vahim bir olay var ortada abi..

Simdi abi sen bak seni cok seven Nezih biri olarak soyluyorum

Seni bunlar kiskaniyo abi..

Cok acik ve net ve de bariz abi yani bu vahim durum vaziyetleri

Abi bak uzun suredir Kus gribi dolayisi ile kel kafana talih kusu konmuyordu

Bende seni sevdigim icin talimat vermistim yamuk bir kus isi yapmasinlar sana diye

Simdi abi kafana gercekten buyuk bir talih kusu kondu

Bak Bilderbergli oluyorsun...

Bu ne demektir?

Bana derler Bilderbergli Fehmi Koru

Hem onu korurum hem bizim boruyu..

Yukari tukursen biyik

Asagiya tukursen pasli boru

O pasli borunun icinden cok sular akittin be Fehmi..

Yani su donek dunyada ...

Bir sen mi kaldin boruna sadik kalacak gazeteci be abi..

Bak Bilderbergli Cuneyt'e hava falan basamiyordun..

Fena mi olur abi. Bilderbergin havasini suyunu teneffus etmek...

Teneffuse cikmis sen sakrak cocuklar gibi kocabaslarin kuyrugunda dolasmak...

Sonra abi sendeki bas kimsede yok..

Bir kere dunyaya yon yada yonsuzluk veren Bilderbegli beyinler bok yesin abi

Senin borunun ve kafanin capi onlarin topunun gobeginin capindan daha buyuk abi..

Bir kere emin ol, hic bana komplomu kuruyorlar falan deme abi

Orada seni gorenler iste Dick Cheney geliyor kacilin diye hazirola gececek abi..

Walter Kronkite bile gelip elini opecek abi.

Kral ve kraliceleri merdivenlerin basinda anons eden zabit

Sen Bilderberg Sarayina girer girmez,

Saygideger basbeyler, basbayanlar, dunyanin icine eden kocabaslar..

Isteeee.. arkanizdan atip tutan, sizleri dunyadaki fakir fukaraya vampir gibi gosteren gazeteci,

yazar, imam, Harvard mezunu, CIA ajani, komplocu Fehmi Boru

Aman Tanrim (Jesus) bizi KORU...

diyecek abi..

Abi niye bana vampir gibi bakiyorsun?

Nezih-i Tevfik Umit Sen

http://www.fehmiboru.blogspot.com/








Bilderberg mi değişti yoksa Fehmi Koru mu?Fehmi Koru, Bilderberg toplantıları ile bu toplantılara katılanlar hakkında, tümü yerici nitelikte olmak üzere bugüne kadar 34 yazı yazı kaleme almış. Yabancı bir gazetecinin bu toplantılara katılanlar için 'medyanın yalancıları ve fahişeleri' deyimini kullandığını da yazan Koru, şimdi aynı toplantının davetlisi ANKARA KULİSİBasit bir arşiv taraması, Yeni Şafak Başyazarı Fehmi Koru'nun bugüne dek tam 34 yazı kaleme aldığını gösteriyor, ünlü Bilderberg toplantıları hakkında. Bilderberg, kendi ifadesiyle "özel ilgi alanı" Fehmi Koru'nun. Bir yazısında salt 2002 yılında bu organizasyonla ilgili tam 10 yazı yazdığını anlatıyor. Bu yazıların tümünün de eleştirel içerikli olduğunu belirtmeye gerek yok herhalde. Koru'ya göre, "dünya egemenlerinin örgütü" Bilderberg. Bu organizasyonu "dünya üzerinde kararlaştırdıklarını hayata geçirebilecek tek örgüt" olarak görüyor Koru. (15/4/2003)Komplo teorilerine olan merakıyla da bilinen Koru, Türkiye'deki pek çok siyasi gelişmenin Bilderberg toplantılarında alınan kararların uzantısı olduğuna da hep inanmıştır. Örneğin, 2002 yazında meydana gelen ve Ecevit başbakanlığındaki hükümetin çöküşüne yol açan gelişmeler zinciri, Koru'ya göre, o yıl Washington'da yapılan Bilderberg toplantısında alınan bazı kararların serpintileridir. (8/7/2002)Giden medya yalancısıdırKoru, Bilderberg'in "Türkiye'yi teslim alma planları" çerçevesinde "kendine yakın iktidarları iş başına getirmek için zorlamalarda bulunduklarını" da yazmış, hatta AKP ve Tayyip Erdoğan'ın başarısını önlemeye dönük organizasyonlar içinde olmakla da suçlamıştır. (7/8/2002)Koru, yalnızca eleştirmekle yetinmez Bilderberg'i. Katılanlara, özellikle gazetecilere ağır eleştiriler yöneltir, onları "Bilderberg planlarının hayata geçirilmesinde belirleyici rol oynamakla" suçlar. Bu çerçevede çok beğendiği bir gazeteci olan Bilderberg muhalifi Sherman Skolnick'ten geniş alıntılar da yapar. Bir yazısında, Skolnick'in Bilderberg'e katılan medya patron ve yöneticileri için "medyanın yalancıları ve fahişeleri" deyimini kullandığını yazar, aynı paragrafta daha sonraki cümlede "Bilderberg'e Türkiye'den katılan gazeteciler olduğunu" da hatırlatmayı ihmal etmez. Bir başka yazısında Bilderberg toplantısına davet alan bazı Türk şahsiyetlerinden "esas oğlanlar" diye söz eder. (7/6/2001) 'Bilderberg'e katılmam imkânsız'Koru'nun önemli bir tezi, bu toplantılara katılanların başına sonradan talih kuşunun konduğunu düşünmesidir. Bu yüzden Türkiye'den giden bazı katılımcıların kariyerlerinde başarısız olmaları ya da hapse düşmeleriyle dalga geçip "bunlar Bilderberg'i çapsızlaştırıyorlar" diye yazılar da kaleme almıştır. (7/6/2001) Fehmi Koru bütün bunları yazarken kendisinin günün birinde Bilderberg'den davet alacağına muhtemelen hiç mi hiç ihtimal vermiyordu. Bundan o kadar emindi ki, bir yazısında bu konuda şunları yazmıştı:"Bilderberg'e katılmanın ilk şartı başta edilen gizlilik yeminine sonuna kadar bağlı kalmaktır. Bugüne dek o yemini bozan bir tek Bilderbergci ile karşılaşmış değilim. Ben yazamayacak ortamda bulanamayacağımdan, toplantıyı düzenleyenler de yazmama müsaade etmeyecekleri için, EY OKUR ÜZÜLEBİLİRSİN, BILDERBERG TOPLANTILARINA KATILMAM İMKÂNSIZ GÖRÜNÜYOR. Beni çağırmadıkları ve çağırmayacakları için benden medet ummayın." (18/7/2002) Gitmek mi zor, kalmak mı?Şimdi Bilderberg için bütün bu lafları eden köşe yazarının 8-11 Haziran tarihleri arasında Ottowa'da düzenlenecek olan Bilderberg toplantısına davetli olduğunu duyarsanız, tepkiniz ne olur? Koru, dün sabah kendisini arayan Milliyet muhabiri Bülent Sarıoğlu'na "kendisine gelmiş bir davet olmadığını" söyledi.Ancak basında bu konuda çıkan haberleri de tekzip etmiş değil. Bilderberg organizasyonuna yakın çevreler ise isminin listede olduğunu söylüyorlar.Koru için zor bir karar bu. Ottowa'ya giderse Skolnick'in suçlamalarına hedef olması kaçınılmaz. Ayrıca, bugüne dek Bilderberg aleyhinde yazdıklarının tümünü yadsıyıp "Ben değiştim" demesi gerekiyor. Bir başka sıkıntı daha var. Bilderbergcile'in AKP hükümetine dönük tertipler içinde olduklarını geçmişte yazan kendisi. Bu durumda Fehmi Koru da bu tertiplerle ilişkilendirilebilir. Recep Tayyip Erdoğan'ın kaşlarının şimdiden kalktığını bilmem hissediyor musunuz .




Sunday, February 12, 2006

 

BasMaganda

12 Feb 2006 11:59:54 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
BasMaganda
To:
"fkoru@yenisafak.com"

BasMaganda'nin borusu "Lan'li, Anani... al git" li haberi atlayivermis...

Cumartesi gununden beridir bakiyorum internet baskisinda tik yok bu konuda.

Koskaca basbakan kendisini secen halkin anasina terbiyesizlik ediyor
Ve haber olmuyor..

Sol bas kosede Baykal'in tuttugunun altin oldugu (!) haberi, sag bas kosede ise
BasMaganda takiyye yapip cocuk severken gorulmekte..

Fehmi Boru bakalim bu konuda her zaman oldugu gibi piskinlik gosterip
susmayi/kacmayi mi yegleyecek yoksa medya'nin bu konuyu buyuttugunu mu
iddia edecek?

Haydi Fehmi Boru!
Yaz bi seylerde,
Bizim BasMaganda'yi Koru...

Nezih-i Tevfik Umit Sen

Saturday, February 11, 2006

 

Lan...Anani..

Sat, 11 Feb 2006 10:30:17 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Lan...anani...
To:
"fkoru@yenisafak.com"

Lan..
Anani...
Al ... git...

Sokaklarda bir zamanlar simit..

Simdide vatani sataraktan..

Belediyelerde arazi kapataraktan..

Mal beyani ortaya dokulunce..

Kafayi siyiran..

Basbayii...

Halkin anlayacagi dilden konusuyor...

Lan... anani...

Secim zamani gelince..

Halkta umit ederim ayni dilden cevap verir..

Bende senin anani..der. (mi)?

Umit Sen




11 Þubat 2006
'Ananý al git buradan'Ali ÞEN- Tuncay DAÐLI- Bünyamin YIL- Mustafa ÝNSAN- Murat KÝBRÝTOÐLU- Ali GÜLERYÜZ- Derya EÐRÝCAN/ MERSÝN, (DHA)


Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan, Mersin’de kendisini baðýrarak protesto eden ve “Anamýzý aðlattýnýz” diyen bir çiftçiyi, “Lan terbiyesizlik yapma” diye azarladý.
2 gündür Mersin’de bulunan Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan, bugün partisinin Mersin Merkez Ýlçe kongresine katýldý. Erdoðan, kongrenin yapýldýðý Edip Buran Spor Salonu’na geldiðinde, Mersin’in merkeze baðlý Kuyuluk Beldesi’nde çiftçilik yapan Kemal Öncel’in protestosuyla karþýlaþtý. “Anamýzý aðlattýnýz be. Aþk olsun size aþk olsun. Tarým Bakaný Anayasa’yý ihlal ediyor. Yetmedi mi? Öldük, bittik sayýn baþbakaným. Hangi yüzle geldin buraya?” diye baðýran çiftçi, korumalar tarafýndan engellenip, uzaklaþtýrýlmak istendi. Çiftçi, sol kolunun ameliyatlý olduðunu söyleyerek, kendini engelleyen korumalara da baðýrdý.
Kemal Öncel, daha önce de TBMM'de eylem yapmýþtý. Baþbakan Erdoðan, polislere, “Býrakýn yanýma gelsin. Derdini bana anlatsýn” diye engel oldu. Öncel üzeri aranýrken, “Bende bir þey yok. Rahat olun” dedikten sonra, yanýna gittiði Erdoðan’a “Devletimin Baþbakaný” diye hitap etti."ARTÝSTLÝK YAPMA"Daha sonra çiftçiyle Baþbakan arasýnda þu konuþma geçti:Baþbakan: Böyle baðýrýlmaz ki, terbiyesizlik yapma. Kemal Öncel: Terbiyesizlik yapmýyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.Baþbakan: Artistlik yapma Kemal Öncel: Artistlik yapmýyorum, ben sanatçý deðilim. Baþbakan: Ýyi bir sanatçýsýnKemal Öncel: Tarým bakanýmýzýn anayasayý ihlal ettiðini biliyor musunuz? Baþbakan: Lan terbiyesizlik yapmaKemal Öncel: Lan mý? Baþbakan: Evet Kemal Öncel: Lan mý? Canýn sað olsun. Baþbakan: Þu anda çiftçiye ne verildiðinin farkýnda mýsýn? Kemal Öncel: Ne zaman?Baþbakan : Þimdi.Kemal Öncel: Benim mahsulüm öldükten sonra mý? 2 senedir anamýz aðlýyor.Baþbakan : Hadi ananý al git buradan. Çiftçi Öncel, Baþbakan’ýn bu sözünden sonra korumalarýn da kendisini uzaklaþtýrmasý üzerine “Suya muhtaç olduk. Lan diye hitap etme. Ayýp be” diye söylenerek, ayrýldý. Güvenlik görevlileri, eylemciyi bir süre izledi. Gözaltýnýn olmadýðý belirtildi.TBMM’DE EYLEM YAPMIÞTI Öncel, 4 yýl önce de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dönemin DYP Lideri Tansu Çiller, Meclis Grubu’nda konuþurken “Sayýn Baþbakan Kuyuluk Belediye Baþkaný’ný lütfen görevinden alýn” diye baðýrmýþtý. Öncel, DYP'li Kuyuluk Belediye Baþkaný Yakup Þýk’ýn yolsuzluk yaptýðýný, kendisinin ekmeðiyle oynadýðýný öne sürmüþtü.

Sunday, February 05, 2006

 

Cete

5 Feb 2006 07:20:19 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Cete
To:
"fkoru@yenisafak.com"

Fehmicigim

Sen bilirsin
Istanbul'un icine eden belediye reisi TOPBAS

Kemal Abi'ye is veren TOPBAS ailesi mensubumudur?

Cete'nin kollari
Senin ballandira ballandira anlatmayi cok sevdigin

Neocon cetesinide gecti.

Hadi tontos..
Bir yazida
Kemal Abi cetesi
Icin bekliyoruz.

Bak gec kaliyorsun..

Umit Sen


www.kemalabi.com


K E M A L A B İ

SUUDİ VE İSLAMİ KURUM VE KURULUŞLARLA ÖZEL İLİŞKİSİ OLAN
Bir Maliye Bakanı

1970’lerin ortalarına kadar Solcu olduğunu söyleyen ancak solculukta bir rant görmeyen milli deha Kemal Abi, hesap uzmanı olduktan sonra İzmir’de görev yaptığı yıllarda aniden kıvrak bir dönüş yapıp İslami Kesim ile ilişkilerini kuvvetlendirmeye başlar. Bu sayede, önce Seka Kağıt Fabrikasına Genel Müdür Yardımcısı olarak atanır. 1977 yılı seçimlerinde İktidardaki aşırı sağcı Milli Selamet Partisi saflarında yerini alıp, Edirne Milletvekili adayı olur; ancak seçilemez. 1978’de Seka Genel Müdürü iken, partisi iktidardan düşürülünce, Kemal Abi’ye yol görünür ve kamu görevi sona erdirilir. Bu durumdan derhal vazife çıkartan Kemal Abi, Korkut Özal gibi Türk Büyüklerinin de Rahle-i Tedrisinden geçmiş oldukları TOPBAŞ ailesinin Bahariye Mensucat Şirketine mali işler koordinatörü olarak duhul eder. Bu hayatındaki en önemli sıçramadır. Zira, Nakşibendi Tarikatının iki büyük kolundan biri olan Erenköy Dergahının Şeyhliği TOPBAŞ ailesindedir. Topbaş Ailesi sayesinde Kemal Abi’nin önündeki İslami Teşkilat ufku genişler.
Korkut Özal, R.Tayyip Erdoğan ve Kemal Unakıtan da Nakşi Tarikatının diğer kolu olan İskenderpaşa Cemaati üyelerindendir. Topbaş ailesinin Bahariye Mensucat şirketinde çalışmış olan Korkut Özal ile birlikte Kemal Abi ve aynı şirkette çalışan diğer bazı üst düzey yöneticiler, TOPBAŞ ailesinin sermayedarlığı ile İslami Bankacılık olarak da adlandırılan sistemi Türkiye’de AL BARAKA TÜRK Özel Finans Kurumunu kurarak gerçekleştirmişler ve AL BARAKA kanalıyla da Suudi Sermayesine uzanmışlardır. Suudi sermayesi ile birlikte BEREKET VAKFI adında dini eğitime fon yaratan bir Vakıf kurmuşlardır.
İşte bu ilişkiler sayesindedir ki, şansı birdenbire açılmış olan Kemal Abi, HEP MAAŞLI ÇALIŞTIĞI İÇİN, MAAŞINDAN TASARRUF ETTİĞİ PARALARLA HATIRI SAYILIR BİR SERVET SAHİBİ OLMUŞTUR. Nitekim, Kemal Abi’nin, küçük tasarruflarını en iyi yollarla değerlendirdiği araştırmacı yazar Faik Bulut’un dikkatinden kaçmaz ve “YEŞİL SERMAYE NEREYE” isimli kitabında 1996 sonu itibariyle EN ZENGİN 100 İSLAMCI PATRON LİSTESİNDE Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a “SERVETİ 20-50 TRİLYON TL” olan 2. Grup içinde yer verir ve böylece de Kemal Abi Kıymetli bazı İslami Türk Büyükleri arasında hak ettiği yeri alır.
Kaynak: Uğur Mumcu –Rabıta.Tekin Yayınevi Mayıs 1987 ve M.Akif Beki–Nakşiler,Yeni Yüzyıl Yayınları s.43

Tuesday, January 31, 2006

 

Gotureceksin

31 Jan 2006 12:03:31 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Gotureceksin...
To:
"ahmet tan"
CC:
"fkoru@yenisafak.com"

Sayin Ahmet Tan:

Basbakanimizin mal varligi ve halet-i ruhiyesi ile ilgili bugunki yazinizi okuyunca
kendisinin neden malvarligini aciklamak istemedigini size bildirmek isterim.

Kendisinin bu duruma dusmesinde benimde payim oldugu icin uzuluyorum dogrusu.

Hatirlayacaksiniz bundan bir sene once basbayimiz basbakan maasi ile gecinemedigi icin agliyor, onune gelene sen kac para maas aliyorsun diye soruyordu.

(Bknz. Alman ShanSoyle ben Oynayayim Sansolyesi ile yaptigi vucut dilli sohbet)

Bende memleketimizi elin gavuru onunde kucuk duruma dusurdugu icin kendisine
danismani Fehmi Koru araciligi ile bir oneride bulunmus, ortulu odenek yontemi ile
gecinmesini rica etmistim.

Asagida Fehmi Koru'ya gonderdigim yaziyi tekrar gonderiyorum.

Belliki bu yontemle mal varligi hakli olarak cok artti. Simdi yasalar cercevesinde
ortulu odenek harcamalarini hic kimse aciklayamiyacagi icin..

(hatirlayiniz Tansu Ablam aciklarsam savas cikar diye halki tehdit etmisti)

basbayimiz bol keseden konusuyor. Ilk secimlere kadarda konusacak.

O zamana kadar Kemal abisi ile birlikte mali goturdu goturdu..

Goturemedi, o halde ne isleri var bu beceriksizlerin hukumette yani.

Madem o kadar hak ettin, halkin eliyle Ak'im dedin geldin.

Gotureceksin...

Umit Sen

.
Habertuk'un bu haberinden sonra simdi daha iyi anlasildi Baybayimizin para konusundaki ruhsal durumu.

E tabii, Davos'lar, beyaz saraylar, ucak tepelerinde geziler, AB toplantilari, yalaka isadamlarindan iltifatlar, medyadaki maskeli balo garsonlarinin yag servisleri, bir ilgi bir sevgi, bir anda hapisten cikip saak diye bunlarin arasina atarsaniz
bir adami boyle krizlere girmesi normal..

Simdi anladigim kadari ile Basbayimizde ruhsal bir kriz baslamis. Bu kriz
cevresinde gordugu herkesin kendisinden daha zengin olmasi (almanya sansolyesi, bush vesaire, borclarini oteletmek isteyen bizim fislenecek olan sosyete, vesaire) ve daha onemlisi kendi eliyle getirip adam diye iktidara, meclise tasidigi kisilerin kendisinden daha fazla nemalanmaya baslamasi (mesala findik tuccarlari) nedeni ile had sahfaya ulasmis.

Simdi Basbayimizin soyleyemedigi vede disariya boyle maasim yetmiyor seklinde yansiyan izdirabi su. Herkes simdi benden zengin oldu, ben ise hortumcularla mucadele
edecegim diye millete soz verip buralara geldim. Simdi gordumki yenecek
pasta oyle lezzetli, oyle istah aciciki, din iman sahibide oldugum icin yiyemiyorum, calamiyorum, hortumlayamiyorum, iki arada bir derede kaliyorum

Butun etrafim,benim cevremdeki danisman, yalaka, benim sectirdigim listeme aldigim mebus takimi hepsi benim sayemde menfaatleniyor. Donen paralari gordukce kullanildigim icin sinirimden benden pancar parasi isteyen halkimi azarlamaya basladim.

O nedenle bu maas isi hic istemeden agzimdan benimde anlayamadigim bir sekilde cikiverdi. Psikolojik bir bosalma olsa gerek.

Simdii.. sevgili Basbayimizin siyasete girmeden onceki aylik maasinin $10,000 oldugunu dunyaya ilan edecek gozumun donmesi ise artik bu duruma millet olarak mudahale etmemiz gerektigini gostermektedir.

Bence ilk tedavi yontemi, derhal bizim Tansu'yu arayip, yuzde 10 komisyon kocasi ile bir toplanti yapmasi. Hemen mustesarini cagirip, ortulugu odenege ek, daha gizli vede ortulu mesala turbanla ortulmus bir odenek daha olusturmak. Bu fona fakir fukaraya secim donemi dagitilmak uzere alinacak colaturka, ulker buskivisi, findik, makarna, ve komur gibi zerzavatin alinmasi amaciyla IMF butcesinden buyuk paralarin aktarilmasini saglamak.

Boylece sirketleri uzerinden alacagi yuzde 10 komisyonla hem pasa pasa Davoslarda beyaz saraylarda agirlanirken komisyonlari birikir, hem fakir halkimizin secimlerden once bir defaliginada olsa karni doyar, hemde Allah onunde bir gunah islememis olur.

Bence doktoruna bir danissin, hic prozak falan gibi ilaclarla vakit kaybetmesin. Ondan oncekiler nasil yaptiysa oda aynen oyle yapsin, bu maas isi ile bizimde kafamizi artik bozmasin.

Umit Sen


İŞ BANKASI SEÇMENLERİ CHP MUDİLERİNE KARŞI
BAŞBAKAN TOZU DUMANA KATTI BANKA SAHİBİ PARTİ İLE PARTİ SAHİBİ BANKA TARTIŞMASI PATLADI Sayın Başbakan bu kez haklı.Bir ülkenin Başbakanına “kıvırtma!” denmez, denmemeli. Eğer muhalif bir siyasetçi böyle demiş ise , bu söz manşete çekilmemeli. “ Ben gazeteyim, çekerim!” diyorsanız, o da sizin hakkınız. Ama o durumda Başbakan’nın da size “yataklık yapıyorsunuz!” deme hakkı doğar. Tayyip Erdoğan dün hakkı kullanmıştır. Bu hakkını kullanırken de çoğu kez olduğu gibi tozu dumana katmış, sapla samanı karıştırmıştır. “Dünyada banka sahibi olan tek parti CHP’dir !” diyerek İş Bankası’nın sahibi olarak CHP ‘yi göstermiştir. Bu siyasi rakibin ağzının payını vermek adına bir başbakanın yapabileceği en büyük yanlıştır. Yanlışın da ötesinde müthiş bir gaftır. Ortalama bir yurttaş ortalama bir banka mudisi İş Bankası’nın hisse yapısını statüsünü bilmez. Bilmesi de gerekmez. Ortalama vatandaş ortalama mudi Başbakan’ın sözlerine bakar. Eğer bir Başbakan , ülkenin bir çok televizyonundan yayınlanan ve günlerdir beklenen bir konuşmasında Anamuhalefet Partisinin banka “sahibi” olduğunu ilan ederse o bankayı “siyasete” , o partiyi de “ticarete” bulaştırmış olur. Daha da beteri banka ile mudileri arasına nifak sokmuş olur. AKP’li bir vatandaş, CHP’ye sempati ile bakmayan bir yurttaş niçin götürsün de parasını “CHP’ye ait olan İş Bankası” na yatırsın veya bu banka ile iş yapsın? CHP’ye oy vermemiş olan ama parasını İş Bankası’nda saklayan on binlerce mudi- seçmende Başbakan’nın yarattığı bu kafa karışıklığın derhal düzeltilmesi gerekir. Bunu İş Bankası yönetimi mi yapacaktır, Bankalar Birliği mi , yoksa Rekabet Kurulu mu? Yoksa bir çok kez olduğu gibi Hükümet Sözcüsü mü? İş Bankası neredeyse Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt, temelinde Mustafa Kemal’in onun Başbakanı Celal Bayar’ın harcı olan sağlam bir bankamızdır. Rakip partiye gol atmak adına Başbakan Erdoğan’nın, İş bankası’nı soktuğu yersiz densiz durumu açıklığa kavuşturma gücüne sahiptir. Başbakan dün belgelere metinlere bakarak konuşmuştur. Ama yine de baltasını vurmadığı taş bırakmamıştır... & Ama Türk siyaseti için çok hayati olan “siyasilerin servetinin şeffaflığı” sorusunu yanıtsız bırakmıştır. Sahi Başbakan sahip olduğu serveti neden açıklamak istemiyor? Neden kamuoyuna mal bildiriminde bulunmaktan kaçıyor ? Hem de neden böylesine şiddetle ve hatta hiddetle kaçıyor ? Asıl soru ve sorun budur. Partisinin mal varlığının şeffaf olduğunu, onurla gururla yağlandırarak ballandırarak anlatan Başbakan, aynı açıklıktan neden kendi kişisel servetini yoksun bırakıyor? İstifa ettiği, şimdi hapisten kurtarmak istediği eski partisinin lideri Erbakan Hoca’nın düştüğü hataya düşmekten mi korkuyor? Anımsanacaktır, Erdoğan’nın hocası Erbakan da servetimi açıklamam diye tutturmuştu. Ama sonunda 148 kilo altını olduğu beyan etmişti? Yine böyle karlı ve soğuk bir kış günüydü. Bu satırların yazarı gazetesinde şu soruyu sormuştu: - Erbakan Hoca’nın 148 kilo altını varmış. Kış bastırdı sayın okur, sizin kömürlüğünüzde o kadar odununuz kömürünüz var mı? & Başbakan Erdoğan servetini açıklamak istemiyor. Neden? Çünkü eski lideri Erbakan Hoca’nın düştüğü duruma düşmek istemiyor. Çünkü arkadan “Nereden buldun ?” sorularının geleceğinden korkuyor. Madem bu kadar paran vardı da, neden oğlunu kızını elin elbisecilerinin verdiği bursa muhtaç bırakıyorsun, onların eline bakıyorsun? Daha başka sorular da yağacak . Madem bu kadar paran bu kadar mülkün, bu kadar arsan, bu kadar mevduatın var pekiyi onları ne zaman nerede nasıl kazandı, bu kazançla ilgili yatırdığın vergilerin makbuzları nerede? Ve ardından Tansu Çiller’in düştüğü duruma düşmek tehlikesi... Bu tehlikeden kurtulmanın yolu da var. Partili arkadaşları bunun kapısını da açtılar: Sünnet veya nikah töreni sandığına aile dostlarının bıraktığı nakdi –akdi armağanlar! O da bir ekleme yapabilir: - Kaptan Babam bir gün balığa çıkmış.. Romanya açıklarında içi altın dolu bir küp takılmış. Onu Rize’de bahçeye gömmüş. Vs vs. Sayın Başbakan demek ki bu duruma düşmek istemiyor. Servetini gizlemenin en en emin yol olduğuna karar vermiş. Bunun için yasalardan medet umuyor, tek tek kanun maddeleri sıralıyor. İnsanın “Kasımpaşalılığı da murdar ettin !” diyesi geliyor. Yazık. & Madem mal bildiriminde bulunmak, yasalarda yok. Sormak gerek: Öyleyse partinin servetini neden açıklıyorsun. O da yok. O da zorunlu değil. Bu ülkede siyasete ve siyasetçiye güvenin ilk şartı mal varlığının kamu oyunun bilgisine açık olmasıdır. Bunu Başbakan’ın kendisi iyi biliyor.. Bunun için AKP’nin mal varlığını partinin ağ sitesinde ilan ediyor. Bunu da övünerek anlatıyor. “RTE veremedim , AKP vereyim !” demek istiyor! & Servetini mal varlığını gizleyen , gizlemek zorunda kalan bir siyasetçi hele de Başbakan bu ülkeye muhtaç olduğu en önemli şeyi veremiyor veremeyecek demektir. Başbakan’ nın dünkü hiddetin şiddetinin tek nedeni var: Gizleyecek, saklayacak şeyi olanların kapıldığı halet ve ruhiye !
" target=_blank >ahmettan@haberturk.com
Yazı giriş tarihi - saati : 31.01.2006 - 13:57

Wednesday, January 25, 2006

 

Siyasi bir mesaj

25 Jan 2006 22:11:55 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Siyasi bir mesaj...
To:
"fkoru@yenisafak.com"

Fehmicigim,

Basi acik namaz kilan bayanlar ile ilgili son makalenizde;


"Sözün özü sudur: Üsküdar'daki olaya karisşanlar, dinî bir grup, 'tarikat' veya 'cemaat' olarak kabul edilemez; olsa olsa siyasî bir mesaj vermek isteyen 'nevi sahsina münhasir' bir grup sayilabilir.

demissin..

Simdi bu durumda basbayimizin basdanismani, akil hocasi , findik tuccari, Alman ajani
vede AKp'nin kasasi ve kurucusu Cuneyt Zapsu beyin zevcesine dil uzatmis olmuyormusun sevgili din kardesim.

Ne demek yani "siyasi mesaj vermek isteyen kendi sahsina munhasir bir grup"?

Simdi Beyza Hanim Cuneyt bey'e ne mesaj vermis olabilir?

a) Mart kedisi gibi basbakanin ensesinde dolanmayi birak, beni ihmal etme.

b) Kasani doldurmak icin yaptigin takiyye ve uckagittan ben utaniyorum, iste boyle gunah cikariyorum.

c) Dumteke dumtek dumbelek Fatih Altayli'nin beni de teketek'e cikarip bu millete ne mal oldugunu anlatmama
izin vermedigin icin intikamim aci oldu.

d) Ayikla findigin tasini. Seni bosuyorum.



Umit Sen


Fehmi KORU
'Atatürkçü tarikat'

Medyadan gördüğü üst düzey ilgiye bakılırsa, demek 'tarikat' eğer 'Atatürkçü' ise devletin temel nitelikleri zedelenmiyor... İyi de, herhangi bir davranış tarzı ve uygulamanın 'dinî' açıdan 'sahih' sayılıp sayılamayacağına medya mı karar verecek?
Konuyu biliyorsunuz: Üsküdar'da bir camiye bir grup dadanmış; cuma namazı öncesinde erkekli-kadınlı buluşup vakit geldiğinde camiye giriyor ve son cemaat mahfilinde karışık saf tutuyorlarmış... Bu değişik cemaatin namazla ilgili iki belirgin özelliği olduğu anlaşılıyor: Kadın-erkek birlikte saf tutmaları ve cemaate mensup kadınların namaz kılarken başlarını örtme ihtiyacı duymamaları... Konu günlerdir medyada tartışılıyor.
İslâm dini en temel esaslarını dahi tartıştırmakta herhangi bir beis görmez. "Aklı olmayanın dini de yoktur" ilkesi belirleyicidir. "Farzı muhal" dedikten sonra Allah'ın varlığını bile tartışabilirsiniz. İslâm inançlarıyla ilgili kelâm kitaplarında insan aklının kavrama sınırları içerisine giren hemen her konunun asırlar boyunca didiklenegeldiği görülür. Tartışmaların illâ aynı sonuca varması da gerekmez; hem inançlarda (akaid) hem de uygulamada (fıkıh) farklı sonuçlara varıldığı çok olmuştur. Şia ile Ehl-i Sünnet ayrışması ve tarihin bir döneminde sayıları 100'lerle ifade edilen, günümüzde fıkıh alanında 4 akaid alanında 2 olarak belirlenmiş 'Ehl-i Sünnet mezhepleri' böyle ortaya çıkmıştır.
Konunun güncel yönüne girmeden bir noktaya daha temas etmekte yarar var: Bugün sanki 'ilk kez' yapılıyormuş gibi gündeme sokulan din ile ilgili tartışmaların büyük bir çoğunluğu, toplumun mâneviyata en fazla değer verdiği, sistemin de kendini 'dinî' olarak tanımladığı dönemlerde bugünkünden daha geniş bir biçimde irdelenmiştir. Bireysel açıdan her fikrin yararlandığı 'dinde müsamaha'nın sınırı, o dönemlerde, 'zındıklığın mezhep haline dönüştürülmesi' olarak konulmuştur.
Bir yönüyle, erkek-kadın karışık durulan namazın sıhhati ve kadınların başörtüsüz namaz kılıp kılamayacağı gibi konuların tartışılmasında bugün de bir beis bulunmuyor. Tek şartla: İslâmî bir tartışmanın, İslâm'ın 1400 yıldan fazla süreyle gözü gibi koruduğu dinî metinler ve uygulamalar ile metinlerin nasıl anlaşılması gerektiğine dair temel esaslar merkez alınarak yapılması gerekir. "Ben söyledimse öyledir" türü keyfî yaklaşımların dinî bir tartışmada yeri olamaz.
Bu son olayda dikkat çeken bir tuhaflık var: Uygulamayı yapanların kendileri yaptıklarını savunmuyor; onların yaptıkları üzerinde görüş üretmek yine 'klasik' din ulemasının günümüzdeki temsilcilerine düşüyor. 'Tarikat' veya 'cemaat', artık o gruba nasıl bir ad verirseniz verin, bir temel görüş ve o görüşü savunan bir kişi etrafında birleşir; Üsküdar'daki grubun hangi temel görüş ve kimin etrafında birleştiği belli değil. Uygulamayı başlatan kişi veya kişiler, kamuoyu dikkati üzerlerinde toplandığı halde, ortaya çıkıp uygulamalarının hangi temele dayandığını açıklamıyorlar.
Sorun da bu tuhaflıkta düğümleniyor zaten.
İslâmî halka içerisinde kalarak bir tartışmayı yürütmenin asgari şartı, o halkanın gerektirdiği ilkesel zemine riayet etmektir. Geçmişte ve günümüzde en aykırı dinî görüşleri savunanlar bile, o görüşlerini hangi metinlere dayandırdıklarını, vardıkları sonucu o metinlerden hangi yöntemlerle çıkardıklarını söylemeleri gerektiğini bilirdi. Bu ölçülere uymayan bir tartışmayı geçmişte kimse ciddiye almazdı; bugün de alınması için bir sebep yok.
Sözün özü şudur: Üsküdar'daki olaya karışanlar, dinî bir grup, 'tarikat' veya 'cemaat' olarak kabul edilemez; olsa olsa siyasî bir mesaj vermek isteyen 'nevi şahsına münhasır' bir grup sayılabilir.

Saturday, January 21, 2006

 

Benim Hirsizim

21 Jan 2006 18:41:15 -0800 (PST)
From:
"UMIT SEN" Add to Address Book Add Mobile Alert
Subject:
Benim Hirsizim
To:
"fkoru@yenisafak.com"

Boru Fehmi konusuyor..

Benim hirsizim daha iyi hirsizdir ..

O nedenle hapis yatmasin..

11 Trilyonu hocan Erbakan kadayifin altini bize gosterirken..

Araklayip, mideye yuttu mu?

Yuttu.

Sucu hirsizlik ve sahtekarlik mi ?

Evet.

Birde bunu Basbakan olarak yapti mi?

Yapti.

Hocan bu sucu islerken, sen hocani "is yargiya varmistir, yargiya mudahale olmaz"
got lalesi kilifi ile elestirmeyip korudun mu?

Korudun.

(Van Rektoru'nu yerden yere vururken is yargida degildi? Yargiya mudahale
haliyle olmuyordu (!), senin ve dinci gazeten Yeni Shafuck'in yaptigi tabii ki)

Simdi hangi yuzle, vicdan dan , kanundan, merhametten, akil'dan gazel okuyorsun?

Be adam.

Hocan hapis yatmali, cezasini cekmelidir.

Basbakan oldugu icin cezasi iki katina cikarilmalidir ki

Ogrencisi olan buskivi tuccarida ayni yolsuzluklari yapmasin.

Umit Sen



Fehmi KORU
Erbakan'ı cezaevine tıkmak...

Necmettin Erbakan'ı ne yapmalı: Cumhurbaşkanına af mı ettirmeli? Meclis'in çıkaracağı bir yasayla cezasını evinde çekmesi mi sağlanmalı? Yoksa, bir yıla yakın bir süre cezaevinde yatırmalı mı? Türkiye günlerdir bu sorulara cevap arıyor...
Bir noktayı hemen belirtelim: Bazı kişi ve çevreler kendisini orada görmek isteseler bile, Türk kamuoyunun Necmettin Erbakan'ı cezaevine yakıştırdığını hiç sanmıyoruz. Neredeyse bütün yetişkin hayatı, bir yönüyle 'millete hizmet alanı' olan siyasetin içinde geçmiş bir devlet adamı Erbakan; siyasî hayatını başbakan olarak taçlandırmayı da başarmıştı. Yalnız geniş kitleler değil, ona sempatiyle bakmayan kesimler de -bağnaz bir çevre hariç- eski bir başbakanın cezaevine düşmesini içlerine sindiremeyecektir.
Siyasî tarihimizde silinmez izler bırakmış bir siyaset adamı Erbakan. 28 Şubat'ın gerçek yüzünü flulaştırmaya da yarayan bir suçtan mahkum olmasını kaldırmakta gönüller bu sebeple zorlanıyor. Suçlu olmasa ve gadre uğramış olsa bile, mahkemenin ödemesini beklediği meblâğı bulup-buluşturup ödemenin yolları aransaydı keşke. Cezaevlerinin yolunu tutmuş eski dâvâ arkadaşları da, bu sayede, hapis cezasından kurtulabilirlerdi. Eminim, sırf o cezaevine düşmesin diye, neyi var neyi yok bağışlayacak nice insan vardır Türkiye'de...
Ancak bugünün konusu ödeyerek cezadan kurtulmak değil. Bugün, kendisine tanınan erteleme izni sona erdiği için infaz işleminin başlaması tehdidi altında Erbakan; işlemi durdurmak da birkaç kişi ve kurumun elinde: Cumhurbaşkanı anayasanın kendisine tanıdığı 'hastaları af' yetkisini kullanabilir... Meclis cezasını evinde çekmesini sağlayacak bir yasa çıkartabilir... Savcılık, sunulan yeni sağlık raporunu infazı altı ay daha erteleyecek ciddiyette bulabilir...
Pek çok kişinin gözlerini Çankaya Köşkü'ne, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e çevirdiği görülüyor. Anayasa cumhurbaşkanlarına yetkiyi böyle durumlarda kullanabilsinler diye tanımış zaten. Nitekim, Cumhurbaşkanı Sezer, pek çok mahkumun sağlık durumunu göz önünde bulundurarak kullandı o yetkisini; Erbakan için kullanması hiç yadırganmayacaktır.
Hükümete yakın çevrelerde tereddüt yaşandığı yollu haberlerin gerçeği yansıttığını sanmıyorum; Meclis'in çıkaracağı ve belli yaşın üzerindeki mahkumlara hapis cezalarını -isterlerse- evlerinde çekmeleri kolaylığı getiren bir yasaya itiraz eden pek çıkmaz. Bir kere, sözgelimi '75 yaş üzeri' mahkumlar için çıkarıldığı taktirde, yasa, 'kişiye özel' sayılmayacak; 'isterlerse' kolaylığı da bundan yararlanacakların sayısını azaltacaktır. TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın arayışları bir yasa çıkarmakla sonuçlanabilir.
Ancak, Çankaya'ya 'af' başvurusu yapılmadığı ve Meclis de işi ağırdan aldığı için, erteleme izni sona ermiş biri olarak Necmettin Erbakan her an cezaevine konulma tehdidi altında. Bu bakımdan, yeni bir erteleme ile altı aylık bir süre kazanılmasında yarar bulunuyor. Bu süre içerisinde, kendisini seven ve millete hizmetlerini takdir edenlerin, mahkemece hükmedilen meblağı ödemek üzere bir fon oluşturması mümkündür; böylece Erbakan'ın hapis yatması zaten gerekmeyecektir. Bu arada, Meclis, ilk bakışta herhangi bir mahzur görünmeyen yasa üzerinde fikir oluşturacak vakti bulabilir; Necmettin Erbakan da cumhurbaşkanlarına tanınan anayasal 'af' yetkisinden yararlanmak isteyip istemeyeceği konusunu yeniden düşünecektir.
Dâvâ konusu Türkiye'nin 'sisli' bir dönemiyle ilgili olmasa ve o dönemde yargının siyasallaştığına dair sayısız örnekle karşılaşılmasa idi, "Suçlu bulunmuş işte, yatsın" diyenler hiç de az olmazdı. Ancak, o dönemin 'sisli' ortamı 'doğru' ile 'yanlış' arasında karar vermeyi hayli zorlaştırıyor. Özellikle de, aynı dönemde kendileri de mağdur edilmiş geniş kitleler için... Erbakan'ın cezaevine girmesi, bu yüzden de, halkın vicdanını rahatsız edecektir.
Sorun Erbakan cezaevine girmeden çözülmeli.

This page is powered by Blogger. Isn't yours?